16.03.2015

FRIDA'S MIND ( FRİDA' NIN ZİHNİ )

En son yarışmada kalmıştık. Bir türlü fırsat bulup gelişmeleri ekleyememiştim.
Yarışma süreci sancılı ve oldukça ilginç bir deneyimdi benim için. 
Modern pasta kategorisinde gümüş madalya alan çalışmam
FRIDA'S MIND
Renkler ve FRIDA KAHLO. Bu tema henüz aklımda değilken öncelikle içimdeki renkleri yansıtan bir çalışma olmasını istedim. Beni renklere götüren ise etnik ezgilerdi ve ben de bu ezgileri, acılarını, gerçekliklerini tuvaline kendine özgü fırça darbeleri ile üzerine basa basa yansıtan en güçlü kadınlardan birini FRIDA KAHLO’ yu seçtim. Onun renkli zihni ile kendi hayal gücümü birleştirerek projemi ortaya çıkardım. Cesur ve hayatında kendi devrimlerini gerçekleştirmiş bir kadın olan sanatçının, Meksika-Kızılderili bir gene sahip olmasından dolayı devrimci ulusal kimliğini ve etnik özelliklerini de tümüyle resimlerine yansıttığını görebiliriz. FRİDA; hayatı ve çizdiği resimlerinde yansıttığı gerçeklikleri ile yirminci yüzyılın popüler kültür ikonlarından biri haline gelmiştir.


THE END !
Ve sen sen ol
Mütemadiyen özgün ol !

26.01.2015

HEYECAN DORUKTA...

Epeyce zaman olmuş yazmayalı. Bir koca yılı da bu zaman diliminde bitirmiş olduk. En son Ekim ayında teslim ettiğimiz Ayşe bebeğin işleri ile ilgili bir şeyler karalamışım. Geçtiğimiz yıl gerçekten sıkıntılı bir yıl oldu benim için. Üzüntüler, acılar, kayıplar. 2015 hepimiz için önce sağlık sonra farkındalık dolu bir yıl olsun isterim. Çok umutluyum ben. Yeni kapılar, yeni bağlantılar olsun hepimiz için.

Sıkıntılar bir yana üretgen de bir yıl oldu aslında. Bol pastalı. BJK' nın ve kartalın bereketi ise tartışılmazdı:)
Her pastada kendini biraz daha geliştirmek yenilemek. Denemeler yapmak. Yaptığın deneyleri sevdiklerinle paylaşmak ise tarif edilemez. Damaklarda da güzel bir lezzet bırakabildiysem ne mutlu bana.

Uzun zamandır karındaşımla yoğunluktan dolayı ortak bir aktivite içinde olamamıştık. Ama gerçekten istersen eğer mutlaka bir zaman yaratabilirsin. Bunu anladım. Biz de çok istediğimiz bir şeye karar verdik harekete geçtik. Ve YOGA' ya başladık. Ve yine çok sevdiğim bir dostum ile beraber. Hemen hemen 3 ay olacak. Dostum Elvan Eti' nin nefesinden bilgilerinden faydalanıyoruz. Onun tabiri ile hep birlikte olgunlaşıyoruz büyüyoruz, deneyimleniyoruz. Sınıfımız ise süper.

İnsan bedeninin neler yapabildiğini görmek gerçekten muazzam. Meditatif mevzularda çok başarılı olduğum söylenemez hareketli yapıdan mütevellit ancak omurgamı daha sağlıklı tutarak hayata bakış açımı daha da anlamlı kılıyorum. Bu bedenime verdiğim en güzel hediyelerden biri. Teşekkürler Elvan Eti. :) Gerçekten yıllar sonra yeniden kavuşup bir amaç uğruna bir araya geldiğimiz için de ayrıca çok mutluyum.

Ve son olarak ilk profesyonel deneyimimi yaşamaya çok az kaldı. Bu yıl TÜYAP' ta 28-31 Ocak 2015 tarihleri arasında 13.cüsü düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Gastronomi Festivali' nde SNT-12 -Modern Pasta kategorisinde yarışacağım. Herşey tamam. Hazırım ve gerçekten inanılmaz heyecanlıyım. Katılacak tüm arkadaşlarıma da başarılar diliyorum.Bu kategoride yarışmamın sebebi tabii ki hayalgücümle geliştirdiğim bir çalışma olması. İşte bu detay benim için cezbedici. Hepimiz için hayırlısı olsun bakalım sonuçları hep birlikte göreceğiz. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Yaşam boyu sınanıyoruz kendimizi sınıyoruz.Elimizde kalan en önemli bilgi de her zaman söylediğim gibi çıkardığımız dersler ve deneyimler. Bu interaktif süreçte benim için yeni bağlantılar ve birliktelikler adına verimli olacak inanıyorum.

Kaldı bugünden itibaren 3 gün. Ne diyelim yarın ola hayrola...
Bana şans dileyin handevedesign... dostları
İyi geceler hepinize

31.10.2014

HOŞGELİYOR AYŞE BEBEK !

Vee eli kulağında bebecik
Aysecik...
Sağlıcakla gelsin de acele etmesin anneciğinin karnında dünyaya merhaba demek için uslu uslu beklesin...Çok özel çok güzel ciciler hazırladık biz Ayşe bebek için. Anahtarlıklar, kurabiyeler, lavanta kavanozlari, tacı, kapı süsü, takı yastığı. Konseptimiz melek...Ve inanıyorum Ayşecik bereketi ile gelecek. Mor ve tonları ile etraf bezenecek. 
Bir işi daha alnımızın akı ile sahibine teslim ettik. Çok begenilmis cok sevindik
Simdiden iyi ki dogmus Aysecik !
Not olarak kapı süsü ve yastığında emek hırsızlığı olmamasi için müşterimizin beğenisi üzerine "Melegineli" 'nden esinlendik. Sevgili melegineli de o kadar masum ifadeli bir bebek yaratmış ki beğenmemek mümkün değil. Bu doğrultuda konseptimizi de handevedesign...farki ile gelistirdik...Sürç-i lisan ettiysek affola !


Siz de özel günleriniz icin tarziniz ile fark yaratmak isterseniz handevedesign...'a bekleriz.

Ve teşekkür ederiz. Bakalım siz Ayşe' nin koleksiyonunu beğenecek misiniz ?

Ben morun enerjisine bayılıyorum. Biliyorsunuz mor rengin sinirleri yatıştırıcı özelliği var. Çalışırken olumsuz hiçbir detay ile karşılaşmadık bir nevi terapi yaptık diyebiliriz. Herşeyi yolunda gitti Ayşe bebeğin. Sağlıcakla da annesi kucağına bir avazda alıversin. 















Son olarak kapı süsünün tamamlayıcı unsuru isim yazılı şahısa münhasır plakası..


6.08.2014

BODRUM'DA BİR CENAZE

Epeydir sessizim, sessizdim aslında. Farklı başka bir süreç çünkü benim için. Ve beklenmeyen bir haberdin aynı zamanda yine benim ve herkes için. Alışık olmalıyız değil mi oysa, doğummuş gibi ölümlere. Ama pek de olmuyor işte. Hikayeler yazılırken sayfalara birer birer sancılı bir sürecin sonucu gibi eder bizi derbeder. Sonra açığa çıkar ya med-cezirler. Şöyle olsaydı böyle olsaydı gibi anlamsız ve de peşin hükümler. Bunlar bir yana en önemlisi olaylardan çıkarılan dersler. Ve hoşgeldin yeni yepyeni ödevler. Hikâyemin kahramanı ise sen DEMET TEZGİDER

Nasıl ve nereden başlayacağını bilememek beter. Fakat düşününce tekrar seni, gereksiz diyorum gözümün önüne geliyorsun ya hani koskocaman ve BİR DEMET METANET gibi. Sonra dökülüyor arkası teker teker. Öncelikle ciddi bir nefer, bir öğretmen, bir anne yarısısın binlerce öğrencin için. Keşke benimde öğretmenim olabilseydin. Ama senden yine de çok fazla şey öğrendim. Siyasi temelinden çok çok önce sen benim için gerçek bir hayat devrimcisisin. En büyük silahın ise cesaretin. Bitti hasta ve haneleri ile olan yakın ve de gerçeküstü münasebetin. Deneyimlerinden güç alıp bunları hayatında cümle içinde kullanarak çarpışan  yegane direnişcimsin benim için. Dün yetiştirdiğin öğrencilerin ile en çok mutlu olduğun yerlerden birindeydin. Eski ve duymak istediğin adı ile Bodrum Lisesi yeni adı Kanuni Sultan Süleyman ile de epeyce mücadele ettin. Sen aslında Bodrum'un değerlerine Bodrum Lisesi mezunlarına sahip çıkmak istedin . Sonra da evinde hep olmak istediğin yerdeydik. Dileklerini mümkün mertebe gerçekleştirmeye çalıştık.


Ah küçücüğüm, ah benim çocuk ruhlu kadınım, idolüm, diyorum ki eğer sen sabır edebildiysen bizde etmeliyiz. Çünkü arkanda canından çok sevdiğin öğrencilerin eşin, kızın ailen ve kardeşlerin. Hele dostlarını hiç ağzından düşürmedin. Çünkü dostlukların sağlam olduğu bir devrin temsilcisinin.  Çok sıkıntılı anlarında bile iyiyim dedin ve inandırdın bizi.

Bodrum daha başka anlamlar ifade ediyor artık. Yitip giden değerlerle. Bu kayıplar zincirinden öte çok ciddi bir kazanım bir deneyim benim için. Kulaklarımızdan hiç silinmeyecek güçlü sesin, her sokak her yer sensin. Sanki burada baktığım her gençte senin izin. Nefesin hiç tüketilmeyecek bilesin. Yaşatacak diyorum ve biliyorum tüm yetiştirdiklerin.

Çiçeklerle, alkışlarla dün seni toprağa verdik. Yattığın yeri de örgütleyeceksin eminim herkesle buluşup bize varlığını yine hissettireceksin.

Seni çok sevdim ve çok sevdik Demet' im.
Ba bay ba bay...

Senin tabirin ile yaşam koçun bendeniz Hande Akar










20.04.2014

CHARLİE CHAPLİN





















Politik açıdan, ben bir anarşistim. Devletlerden, kurallardan ve esaretten nefret ediyorum. Hayvanları kafeste görmeye tahammülüm yok. Halklar özgür olmalıdır. Charlie Chaplin


YİNE Mİ SELFİE..Tarih: 17 Nisan 2014






Yine mi selfie
Allah cezanizi vermesin emi
Biliyorum herkes yapiyor
Çaktırmadan gizli gizli
Çekinme birak bu işleri
Ne yapalim hava güneşli
Kaçmıyoruz ki hem
Herşeyimiz aleni
Yupppiiiiiiiii



Hanımkızlarla ufak bir haftaiçi kaçamağı
Keyifli bir gündü...Selfiesiz olmaz idü !

18.03.2014

MÜSTEHCEN VE YENİLEBİLİR PASTA !...

Direnmeden iş, gaye olmadan direniş olmaz...Bizim gayemiz de hikayelerimiz. Pastalarla bezediğimiz lezzetlerimiz. Bu lezzetleri cümle içinde kullanamazsak eğer özümüzden göçeriz.

Neler yapıldı bir görelim. Gözlere şenlik bir hafta geçirdik aslında. Biraz müstehcen biraz estetik. Ama tamamladığımız işlerimizi alnımızın akı ile teslim ettik. Umarım damakları da mest ettik. Bizim için en önemlisi bu. 

Veeee doğum günü sahibi SARPER ' in
15 Mart' ta arkadaşlarının düzenlediği özel doğum günü partisini taçlandıran sade pandispanyalı çikolatalı ganaj ve krokant detaylı pastası huzurlarınızda....

Sağlıklı, mutlu, kahkaha dolu yıllar dileklerimizle...



Bu hikaye ateşli
Hani demosu vardı ya
işte bu gerçeği
Bir Cumartesi gecesi
Sarper'in yirmibeşi
Münasebeti malum
Dogumgünü neşesi
Arkadaslarının
En muzip hediyesi
Gözlere şenlik
Damaklarda da beğenilirse
Var mı benden keyiflisi
Mutlu sağlıklı yılları olsun
Yanında da unutur muyuz hiç şiirini !



25.10.2013

TUHAF AMA MERHABA


















Hayat bazen çok tuhaf bir hal alır
Çizgileriyle canını acıtmaya başlayınca.


Bir de tadından yenmez
Kaideymiş gibi
Sensiz tamamlanan,
Ama sende yarım kalan hikayeler
Posalarını salınca...

 
Ve en sonunda,
Ne kokudur ortada kalan
Ne de yaşanmışlık.
Ne yıllar
Ne de dostluk.
Elde kalan
Bedeninde açılan
Her bir yeni oda

Diyebiliyorum ya ama
Her defasında
Merhaba merhaba !

15.10.2013

Esmer Şekerli Beze

 
Bezeyi esmer şeker ile yapmayı denediniz mi hiç ? Ben denedim. Süper oldu. Bir kere doğal karamelize bir tat ve renk verdi. Ben gıda boyası da kullanmayı denedim. Turuncu. Fakat baz rengimiz hali ile koyu olduğu için turuncu çok silik bir hava ile bezelere renk verdi. Esmer şekerin kattığı bir özellik de vernik gibi parlattı.

Beyaz şeker oranı ile aynı oranda kullandım. Malum evde diabetli var. Bunu da diabet şekerle denemek lazım ayrıca. Bazılarının üzerine de damla çikolataları çiviledim. Eriyor ama içe doğru, çikolata hem kendi hem de bezenin genel yapısını bozmadan çukurlaştırıyor. Çok çok çok lezzetli oldular. Bizimkiler gerçekten beğendi. Mutlaka denemelisiniz.

 

 
 
 
 
 
 
 

13.10.2013

BENİM LODOSLARIM VAR...

Kış kokusu..
Ve burnumun soğuk ucu.
Beklenmeyen bir misafir gibi yerleşti ve bedenlerimize konuk oldu. Hastalıklar, alışılmadık durumlar, ani kılık kıyafet değişiklikleri hani. Yazmayalı epey de oldu . Birkaç kelam da sızıversin vaziyetimden size doğru.

Malum girizgahlar kolay olmaz pek. Bir de elin pası kiri filan derken ancak. En tabiatı ile dökülüvermeli.

Bir çok şey oldu aslında. Fikirler, zikirler, zamanlar, dilimler. Dingin ve keşiflerle dolu bir Gökçeada geçti mesela ve akabinde hemen başlayan bir eğitim süreci. Evvel zaman içinde bir koca pasta dilimi. Ve bir dilime sıkıştırdığım gelecek mevzusu aslında. İnsanın kendine sorması gereken aykırı sorular, zaman zaman kilitler, yetmeyip bir de üzerine zincir vurduğumuz hapsettiğimiz, nefessiz bıraktığımız zamanlar. Geçecek elbet, ve gelecek; ritmini bularak yeniden şekillenecek. Cümle içinde kullanmazsak bu tip hikayeleri farkındalık olur mu ? Yazamazsak eğer kendi hikayelerimizi okuyabilir miyiz hiç hayatımızı ? Aynalara bakabilir miyiz ? Baksak da görebilir miyiz ? Vesaire vesaire. Malumunuz,  benim lodoslarım vardır. Dalgalarımı depreştiren. Bu dalgalarım olmasa da yaşayamam ki ben.

Efendim bahsettiğim eğitim süreci Pastacılık Okulu. Feneryolu Halk Eğitim Merkezi' nde takriben 8 ay 808 saat sürecek bir dönemin 1 ayını hemen hemen tamamladık. Çok keyifli heyecan veren bir süreçten geçiyorum. Pasta bir matematik, pasta bir kimya, pasta bir fizik hali aslında. Doğurmadan beylik lafı edeceğim pastacılık normal doğum kadar da sancılı ama bebeğini kucağına aldığın zaman ki kadar insana haz veren de bir hal. Emek vermeden hiçbir şey olmaz. Emeklediğin her bir zamanı da bilgi ile donatarak atlatabilirsin bence. Panik de olmaz hem bilgi var ise. Hep diyor ya Hande " Hayat Deneyimlerden İbaret " diye. İşte tüm mesele de burada bence. Gitgide pekmezleşiyorum, pekmezleştikçe hayatın tadına daha da bir varıyorum.

Gayem deneyimlerimi, gelmişimi, geçmişimi 18 yıllık iş hayatımı, dikişi, takıyı, tukuyu, yemeği ,acıyı, tatlıyı, tuzluyu bir pasta içinde birleştirmek. İçi artık düşünün rengahenk. Her göze, her damağa; kalabalığın içinde mütemadiyen gezinerek hitap edebilmek.

Bu yazının sonu ama içinden çok çıkar yazacak konu. Dolayısı ile belki sonra Gökçeada olur mevzu. Gitmeyenlere veririm ceplerinde tutacakları bir kaç tüyoyu. Teyzemin şekeri var mesela 717 sonucu. Şu an müşahede altında, yok bir korku, Demet'imin yüreğine, kardeşimin böbreğine sağlık olsun der selam ederim. Onları diğer kalemde buraya nakşederim.

Hürmetler
Deliye her gün bayram nasıl olsa...

16.06.2013

Babalar Günü




Canım babam; 


Buralar epey hareketli. 
Ve birtakım görevlerim var. 
Vatanı kurtarmak,
Özgürlüğümüzü geri almak,
Pisliklerden temizlemek, 
Direnmek ve dirilmek gibi
Bir kocaman yüreğin parçasıyım bende 
Ne mutlu ki. 
Belki yarın mezarına gelemem
Ama bizimle gurur duyabilirsin.
Seni çok seviyorum.
Babalar Günün Kutlu Olsun !

14.05.2013

USTALARA SAYGI KUŞAĞI

Yaklaşık 20 güne yakın bir süredir bahsetmiştim tadilat halindeyiz. Artık kırmızı fırça, kırmızı faraş, elimden hiç düşüremediğim eğlenceli turkuaz renkli mop, boyalı bir adet büyük boy merdiven, viledanın hani şu baba kıl fırçası filan epey özdeşleşmişim. Bu süreci ben kesinlikle " Ustalara Saygı Kuşağı " olarak değerlendiriyorum. Elleri öpülesi insanlar bakın inanın...Ben de kendilerinden feyz alıp şöyle bir silkelenip, gaza gelip, babamdan yadigar mini ebatlı alet edevat çantasının çapını genişletip, içindeki malzemelerin selahiyeti içün bavuhavstan büyük boy epey de avantajlı fiyatı olan bir alet çantası aldım. Hemi de pek çok gözü var. İçi dolu fıçıcık. Sonra diğer tıkış tıkış olan kutudaki herşeyi adamakıllı yerleştirdim cici baksıma. Öyle mini olduğuna bakmayın içinde yok yok. Alyanından, pensesine, keserinden, baltasına, çekicinden, mini şarjlı tornavidasına kadar. Çivinin her türlü çeşidi, 7'lik dübelden kontrol kalemine kadar. Bunlar zamanla da birikti aslında. Eskileri ile bütünleşti. Hatta semtimizdeki nalburbey ile pek görüşür olduk bu ara. Bugün en son bana tabii ki evde ihtiyaç olduğu için indirimli olarak bir su terazisi bile sattı. Ama öyle demeyin çok ucuza aldım kaçırılacak fırsat değildi:) Şaka bir yana elenktrik bilem bağladım leyn çok hoşuma gitti. Kendimlen gurur duydum. Neler öğrendim neler ? Ne numaralar ? HILTI kardeş ile tanıştım biraz kaba biri kendisi ama olsun işinin ehli. Neymiş tüm bunlar erkek işiymiş..İnsan isterse her birşeyi yapar gardaşım. Teknik sentetik her bir mesele çok ilgimi çekiyor o bakımdan kısaca mesudum. Her işin ucundan ufacık da olsa tutmak hafif yakalamak fena değil hanımlar tavsiye ederim stres atıyorsunuz. Benim durum bu çocuk değil kedi yapıp araya bir iki teknik sentetik konu ekleyerek aslında düzene karşı kürek çekiyorum. Kocaman dalgalara karşı. Ama her dalga bir deneyim her kürek bir sonuç işte bunu unutmuyorum. Sayısız bilgi ve sayfa ekliyorum kitabıma. Böyle mutlu oluyorum. Olgunlaşıyorum. Tadilat bitti, benim için gün bitti, bedenim yorgunluktan bitti. Yorgunluğumun üzerine mis gibi kefirimi mayalayıp, koraspini de çaktım mıııı tamamdır..

Herkese iyi geceler...

Haa unutmadan, ne çok usta beni kıskanıp alet çantamın aynısından almış ya cık cık cık...Olmaz ki. Benim çantayı kendilerinin ki zannedip az kalsın alıp gidiyorlardı. Dar yetiştim :))

HASESEKA HESESEKA

Neden bir hayvan devlet hastanesi olmasın ? Var mı gerçek bir devlet hastanesi? Bilmiyorum ben. Sokak hayvanlarını alıp onlara sıcak bir yuva imkanı sağlayarak zaten pek ulvi bir görevi yerine getirmiyor muyuz? Elimizden geldiğince. Mesela onları da bir kuruma bağla..Cüzzi fiyatlar ile hayvan sağlığı için hizmetler ver. Özel klinik geçirmeleri olmadan. Ha insanları adam akıllı bağladık, sistemi de mis gibi oturttuk da sanki bir de hayvanları da bağlayacağız he peh bak sen şu işe mi diyonuz?. Ama hayal etmek istiyom ben kime ne ki ? Olsun onlarında HSSK' (Hayvan Sosyal Sigortalar Kurumu) ları mesela. Özel kliniklere götürdüğün hayvanların sağlık sıkıntılarını karşılayacak ya da bu paralara ortak olacak kaç kişi var ki etrafımızda. Semtlere bağlı yerler olsa da örneğin  kısırlaştırma operasyonundan hemen sonra elinize vermiyorlar mı yavrucakları hemi de kanlı revanlı. Evine alacak durumda değilsin belki. Kimbilir? Hayır bir de orda kalsa daha beter olur inanın.

Hangi birine yeteceğini bilmiyor insan. Böyle imkanlar sağla ki insanları da teşvik etmiş ol. Yol yordam göster bilgilendir. Kimi insan kılından tüyünden ziyade masrafından kaçıyor. Kedi nedir köpek nedir tanımıyor. Nasıl hayvanlardır. Bilmiyor. Nereye işer nasıl zıçar ? Nasıl bakılır? İnsan herşeyi öğreniyor. Öff işte petshoplardan filan değil hayvan barınaklarından ya da sokaklardan bir yavrucağı sahiplenin. Bir şeyler yapın !


13.05.2013

Futboldan ziyade . . .

Özledim karalamayı. Neredeyse 1 ay olacak. Amcamın ameliyatı akabinde evde ufak tefek tadilat, boya badana ve beraberindeki baharsal girişimler. Daha yeni toparlandık sayılır. Bu işler evde yaşarken pek de kolay olmuyormuş onu anladık. Şantiye halinden bir türlü çıkamadık. Hele bir de Papyon varken hiç kolay olmadı. Sıpayı zor zapt etsek de sorunsuz atlattık. Bereket herşey yolunda. Bu işlerden mütevellit kermes vs. organizasyonlarda da yer alamadık. Olsun canımız sağolsun. Şimdilik şarj oluyor beynimizi yeniliyoruz diyelim.

Bu arada neler mi oldu ? Bir bakalım. Karagöz' ün 6 yavrusundan kaldı 4 biliyorsunuz. Anne sütünden henüz kopmadıkları için de pek kıyamadık ve operasyonu çok kısa bir süreliğine erteledik. En önemli gelişme aslında yavrulardan 2 tanesine aynı hane içerisinde sıcak bir yuva bulunması. Beni bu duygusal ayrılık hüngür hüngür ağlatsa da çok çok çok sevindik. 2 fıstık gibi dişi kardeşin artık sıcak bir yuvası var. Gerçekten şimdi  içim çok rahat. Kaldı biri dişi biri erkek 2 kardeş. Onlarda serpiliyorlar ufak ufak. Neredeyse olacaklar 2 aylık. Onlarında bakacağız artık bir hal çaresine....

......................................................................................................................................................

Asıl futboldan ziyade bence

Memleket almış başını gidiyor. Terör bitmiş (!) deniyor, patır patır bombalar patlıyor. Hatay' da ortalık birbirine giriyor. Bu hükümet, yasaklar, baskılar, tutuklamalar, sakiller, provakasyonlar bizim midemizde bağırsağımızda fena gaz, fena spazm yapıyor. Ve bakınız vücut ne yapıyor ? 

-Bibere karşı mütemadiyen metan gazı üretiyor.- 


Annemin, tüm annelerin ve doğadaki tüm doğurgan, doğurmayan ve doğuramayan canlıların gününü kutluyorum.

15.04.2013

Kalp Damar Haftası


AHMET AGAH AKAR . . . . . .  


Akar' ın yaşayan son çınarı. Babamdan yadigar, biricik amcam. Doğum 1929.  Hepimizi götürür getirir nitelikte :)
Ama rica edeceğim matematiğe hiç girmeyelim. Zira yaşı yok pek kendisinin. Aklı, fikri, bedeni, dirayeti, ilkeleri, disiplini, hayata karşı duruşu ile hepimize çok önemli bir örnek. Kimi zaman kendini fazla dinlediğini düşünürüz. Azıcık kızar sitem ederiz. Ama biliriz ki kendi kendisinin doktoru aynı zamanda. Bu da bedenine iyi bakmakla ilintili.

Biz birbirine çok bağlı bir aileyiz. Herkesin her zaman gıpta ettiği. Şarkılı türkülü sazlı sözlü. Öyleydik ( ! ) de  diyebiliriz. Peşi sıra gelen kayıplar kardeşler ablalar vesaire onu ailenin en büyüğü olarak içten içe hep üzmüştür bizleri de üzdüğü kadar. Maalesef yaş ile ya da sıra ile olmuyor ki bunlar. Önemli olan şu. Kalan tüm değerlerimize itina ile gözümüzün nuru gibi bakmak. Bir daha ne öyleleri gelecek ne de sonraki nesil bu değerleri yaşatacak. Benim genim de kurudu kuruyacak. Bu düzende soyu genişletmek de ne derece doğru ya !:)

Ya bir de şu var aslında. Biz halamıza, teyzemize, yeğenimize filan gitmek için çocukken, belki de bizim aileye özgü bir durum bilemiyorum deli olurduk. Koşa koşa giderdik. Şimdi ise aynı saatte aynı masada yemek yemeyen aileler bir o kadar kopuk boşa tüketilen zamanlar ve yitirilen değerler var. Çok üzücü. Geleneklerin, ruhun genetiği ile oynanıp duruluyor. Ve işte herşey ortada. Araya sıkıştırmak istedim bu reklamı da !

Gelelim koskoca çınara. Belki az kişinin kendinde farkettiği ve farkında olmadan kalbinin bedenine nazikçe sinyal verdiği göğsündeki enteresan yanma hissi ile başlıyor herşey. Özellikle efor zamanlarında. Bol bol yürüyen, yüzen gayet aktif bir bedenden bahsediyoruz. 41 kere maşallah. Ve yapılan tahliller sonucu herhangi bir sıkıntı yok. Doktor anjiyoyu gerek görmüyor. Ama içini rahatlatmak ve net bir sonuca gitmek için bunu kendi talep ediyor. Sevkini alıyor ve oluyor. Sonuç : 3 damar 80-90 oranında tıkalı. Belki nahoş bir sürpriz olsa da kendisi ve hepimiz için bundan sonraki sürece hazırlanıyoruz. Ve Medical Park' ın kardiyovasküler cerrahlarından dalında iyi bir geçmişe sahip Sayın Prof. Dr. Ergun Demirsoy ile tanışıyoruz. Sonuç kesinlikle By Pass. Anjiyoyu testler iyi çıksa da öneren doktora da bizzat teşekkür etmemizi itina ile istiyor Ergun Bey. Ve fakat anjiyoyu isteyen amcamın ta kendisi aslında. Ön sezilerini dinledi ve sonuca gitti. Bize de pes dedirtti :)

Bu arada sayın sevgili doktorumuz Prof. Dr. Ergun Demirsoy ve ekibine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gayet başarılı bir operasyon gerçekleştirdiler. Bünyesi de müsait olduğu için maşallah herhangi bir komplikasyon olmadan atlattı çok şükür. Bugün evine çıktı bile. Yaştan ziyade sanırım bu mevzudan çıkarılacak ders bedenimize ruhumuza iyi bakmak.  

Ne tesadüf ki Nisan ayının 2.ci haftasında kutlanan ve bu yıl da 25.cisi düzenlenen Kalp Haftasına denk geldi  operasyonumuz. Halkı bilinçlendirmek için Türk Kalp Vakfının da bazı etkinlikleri oluyor. Amcam sigarayı 40 yıl önce bırakmış. Bunun da çok önemli etkisinin olduğunu biliyoruz elbette. Bizi hayata kalbimizle bağlayan uzun ince yollar damarlar :)).. Bu yol da da gece gündüz ilerlemek istiyor ve yaşam kaliteni arttırmak istiyorsan en azından sigara illetinden bir an önce kurtul !

3 yıldır içmiyorum. Ve kendimi harika hissediyorum.
Kendinize, bedeninize, ruhunuza, hayatınıza, sevdiklerinize, kalbinize iyi bakın. Sevgiyle kalın !...






3.04.2013

Ne alemdeyiz ?

Bu hafta neler yaptık ? Aslında geçen haftadan bu yana kendime ancak gelebildim desem yeridir. Grip fena sarstı. Yine de ara ara o enteresan öksürük tutuyor ama toparlandım çok şükür. Sahlep ve nebati yüklemeler, vitamin filan derken yürüyüşlerimize çıkar hale geldim. İpin ucunu bırakmamak lazım. Kendimizi iyi hissediyoruz. Havaların durumuna ne demeli ? Bir yaz bir kış. Adamı paçavraya çeviriyor  açıkçası.

Atölyeyi de vira bismillah diyerek açtık bu arada. Kapı süsü siparişlerini teslim ettik. Akabinde aklıma gelen pazen çantaları da aradan çıkardım. Bu model diğer pazenlerimden daha kullanışlı oldu sanki. Boyu orta, kapaklı, mıknatıslı, astarlı çantalara güzel yorumlarda aldım. Bakalım sizler beğenecek misiniz? Kermesler ile ilgili de artık bir karar vermem gerekiyor ya işte bu yıl ev tekstili olmayacak belki sadece kapı süsü, dekoratif aksesuarlar ve çanta vs. gibi şeylerle katılmayı planlıyorum. Hem her zaman ki gibi tarzınızla fark yaratabileceğiniz hem de bütçenizi zorlamayacak ürünleri sunmak istiyorum. Bakalım.

Gündeme genel bakış ve Karagöz' ün 24 Mart tarihinde dünyaya gelen bebeklerden biri  doğumdan iki gün sonra bir diğeri de 01 Nisan tarihinde ne yazık ki hayatını kaybetti. Üzüldük tabii. 6 yavru zaten çok zordu. Meme emmek için sıpalar birbirlerini yiyorlar hem de kimbilir belki bağışıklık sistemleri ile ilgili bir sıkıntı vardı. Tek beklentim heyecanla memeden kesilmeleri ve akabinde Karagöz'ün hayırlısı ile kısırlaştırma operasyonu. İnanılmaz şekerler. Görmeniz lazım.

      
Bodrum'a sipariş üzerine yapıldı. Sahibi iyi günlerde kullansın. 
Fırından yeni çıkan pazen çantalarımız. Bu model çok kullanışlı. 
Hem de içleri astarlı.. 
Bu siparişimiz de Ankara yolcusu..Sahibi iyi günlerde kullansın.
Yağmur' un öğretmeni için tasarladığımız kapı süsü. İyi günlerde kullansın. Umarım beğenmiştir.

23.03.2013

Gribalist-2013



Bu resmi hatırlıyorsunuz değil mi ? Geçen yıl Ocak ayı sonu gibiydi. Resmin hakkını verircesine yaşadığım manzara. Maşallah eksikliğini hissetmedim bu yılda." Gribalist-2 ":)) gerçekleşti. Bu yıl farklı olarak gece sıtmaları ayrı bir renk kattı sürece o kadar. Ateş yine vazgeçilmezdi. Çarşamba gününden beri yatıyorum. Bugün Karagöz' ün inlemelerine dayanamadığım için attım kendimi bahçeye. İkinci kuşak bebekleri de maalesef geliyor. Maalesef diyorum çünkü ilk doktor maceramızdan sonra kısırlaştırmak için bir türlü yakalayamadığımızdan  mahallenin kızgınlık dönemi mağduru olarak şu an ki vaziyetteyiz. İçimiz parçalansa da. Neyse şu meseleden bahsedeyim biraz gribi atlatırız bir şekilde nasılsa.

Bu mevzu daha heyecan verici antibiyotik filan hallettik meseleyi ne de olsa. Meşhur Karagöz' ümüz mahallemizin güzel kedilerinden. Önceki hamileliği 25 Ağustos 2012. 6 bebesi doğmuştu. 3' ü yaşayabildi.  2' si erkek 1'i dişi. Dişiyi çalmışlardı. Pek de güzeldi sıpa ya neyse. İkiz erkeklerden 1' ini Ceronimo ve Burcu' nun malikanesine emanet edip elbette talepleri doğrultusunda Cihangirli yaptık. Adı " OTTO ". Diğer kalan yavruya da Karagöz ile beraber çirkin şansı:)) diyerek gözümüz gibi baktık. Ve fakat Karagöz'e birkaç ay önce yan Getto'dan bizim mahalleye karışan diğer kızgın kediler malum girişimde bulunduğu için şu an yine hamile...İkinci kuşak bebeleri eli kulağında bekliyoruz. Bu arada kalan diğer oğlan ona da " Oğlum " adını koyduk. Bundan 1 ay önce çok hastalandı. Bahsetmiştim kedi nezlesi. Tedavisi yapıldı. 11 gün klinikte yattı. Apartman sakini ve yakınlarımın destekleri ile sağolsunlar sapasağlam aramıza katmayı başardık. Bugün anasına gözü gibi baktı. Aslında bu hali ile kameralara oynayan sıpa da diyebiliriz. O da az değil o da. Oldu 7 aylık. Yakındır zamanı. Velhasılı kelam bunun sonu yok. Kararlıyım bu son görevimi de layıkı ile yerine getirip akabinde kısırlaştırma operasyonu için elimden geleni yapacağım. O da emzirme döneminden sonra mümkün olur kanaatindeyim. Bakalım kaç bebe gelecek. Tüm ebeleri hazır nazır bekliyoruz. Göreceğiz. 

Son olarak yarın bir sınav var. Herkese başarılar. Olmazsa da kasmayın diyorum. Bir daha ki sefere. Ölüm kalım  değil sonuçta. 

12.03.2013

Haftaya Bakış

Kimi zaman brunuaz
Kimi zaman jülyenim.
Ben tam bir
Mutfak faresiyim.
Üretkenliğim bu aralar
Kursak, gırtlak, mide vesaire.




Bende bu akışkan kremaya dur diyemiyor, boyun eğiyor ve yola tam gaz devam ediyorum. Parmaklarımı çalıştırıyorum. Ne istersen artık kek, kurabiye, sütlaç, salata, makarna, mantar ve çipura. Tarafımdan denenmiş ve tamamen spontane geliştirdiğim yemek tariflerimi de paylaşmak istiyorum izninizle sizlerle. Denemenizi de tavsiye ediyorum şiddetle.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Epey de birikinti var aslında. Taa 25 Şubat'ta kalmışım baksanıza. Birkaç konu başlığına değinecek olur isek kısa kısa. Geçen yıl 09 Mart tarihinde vefat edip 10 Mart tarihinde ebediyete uğurladığımız çok sevgili hanımefendi Şeyda Bağbancı. Çok özlüyor hasretle anıyoruz. Ve yineliyorum ki üzerine nurlar yağsın. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor. 1 yılı devirdik bile.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Hani şirin mi şirin Karagöz'ün bebeklerinden nam-ı diğer Otto' nun ikizi  kediciğimiz  " Oğlum " geçen hafta içerisinde iki üç gün ciddi bir iştah problemi ve uyku hali, akabinde de aksırık, burun akıntısı semptomları ile maalesef bizi üzdü. Ben de biraz netten araştırınca şu an fena salgın olan " Kedi Nezlesi " olasılığı ile karşı karşıya kaldığımı düşündüm. Yaş mama veriyoruz yok, kuru mama yok, tavuk haşlıyoruz yok. Hemen ertesi günü veterineri aradım durumu izah ettim ihtimalin gerçek olabileceğinden bahsetti. Ve hatta ölüm riskinden. Haydi attım Papyon' un kutuya çıktım minibüsle yollara. Açık havada pek belli olmasa da nasıl fena bir koku anlatamam. Şoför kapı açık ilerledi düşünün. Geldik kliniğe zaten doktor kokudan da belli olduğu gibi kedi nezlesi tanısını birebir koydu. Hem de biraz sinir cinsinden ağızda yerleşeninden :( . İnsana bulaşmıyor ama kedilerde mümkün. Ciddi bir tedavi süreci, antibiyotik, vitamin, parazit. Ve iğneler her gün de yenilenecek. E her gün benim için de getir götür zor olacak, yardımsever komşularımın da desteği ile sağ olsunlar klinikte bakılmasına karar veriyoruz. Fiyat kolaylığı ve anlayış sağlayan veterinerimiz sevgili Ebru Hanım ( Animo Clinic )'e da sonsuz teşekkür ediyoruz. Geçen Perşembe günü Oğlum' u kliniğe bıraktım. O halsizliği ile o kadar ağladı ki sonuçta ilk defa kapalı bir kutu ve minibüs seyahati onu bir hayli gerdi. Kuzucum benim :) bugün onu ziyarete gittim. O mahsun hali ile her ne kadar konuşkanlığı yerini ürkekliğe bıraksa da beni tanıdı bir iki mırıldadı. Gelişmeler olumlu ufak ufak yemeğe başlasa da  yaşına kadar zorlu bir süreç bizi bekliyor. Ondan sonra da yaz geliyor çok şükür....İnşallah en kısa sürede kendine gelir ve yüzümüzü güldürür.

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bunun dışında kermes zamanları da yaklaşmakta. Haberleri teker teker ulaşmakta. Zira kafamda karışmakta. Düşünüyorum. Farklı ürünlere odaklanmak istiyorum. Kendimi tekrar etmek istemiyorum. Bakalım ilerleyen zaman ne gösterecek. Belki full aksesuar, belki tamamen çanta, belki sadece yastık.. Bilemiyorum kısa zamanda karar vereceğim. Malum yaz dönemi. Trend ürünleri, renkleri de yakalamak lüzumlu.
Mutlak netice çok yakında ! Şimdilik kalın sağlıcakla !

25.02.2013

SUN:)day:(FLOWER

Sıcak, güneşli bir hava..Adeta yazdan kalma. Hali ile insanlar sokaklarda. Sahil, cadde, kaldırım ve adım atacak yer yok. Her yer tıklım tıklım. Diyorsun ki ne yapsın insanlar. Tabii ki çıkacak. Çoluk, çocuk, puset, köpek, balon, top, uçurtma, mangal, simit, bisiklet, eşofman, su, takım elbise, topuklu ayakkabı, kestane, scooter, rollerblade, kay kay, Beltur....Bugünü en iyi ama en iyi ifade eden olay kanımca nedir biliyor musunuz ? ÇE-KİR-DEK. Bizde çıktık. Seda ile sırt çantalarımızı aldık. İdealtepe'den Suadiye' ye kadar yürüyerek popomuzu koyacak sakin bir liman aradık. Bulduk en sonunda. Kalabalıktan uzak, sadece denizin şıkırtısı, tepemizde yakan güneş ve yakamozu, yüzümüzü basan çiller, kayalar, çayımız ve sandviçlerimiz. Mis.



Bu işin güzel tarafı. Dayanamadığım ise işin çekirdek kısmı. Bre insanlık bunu yersin de neden yere kabuklarını atarsın ? Deli oluyorum ya. Her yer çekirdek kabukları ile dolu. Su satanlarda ek olarak çekirdek hizmeti de veriyor. Talep yaratıyor pazar hareketleniyor. Millet de alıyor haliyle çitliyor. Elimiz hiç boş kalmamalı. Ya bir çekirdek ya da bir telefon. Zaten motor takmış gibi stresini çıkarırmış gibi arkandan biri kovalarmış gibi yersin, kabuklarını bir yerde toplamak bu kadar mı zor anlamıyorum. Yolda yürürken şuursuzca hem lak lak edip hem kabukları sallıyor. Çit çit çit ptü, çit çit çit ptü, dudağına yapışıyor tüpütüpü...............

Bu arada bir talebim var. Sevgili Büyükşehir Belediyemizden. Olur mu bilmem ? Maltepe sahili boyunca uygulanacak bir projeye başlandı. Acımasız katiloğlu katil buldozerler burunlarını bıçak darbeleri gibi çoktan denize saplamaya başladı bile. Canın ne kadar acıyordur değil mi sevgili deniz ? Benim de içim acıyor. Kayaların yeri bir bir değiştirilip deniz dolduruluyor. Ciddi hektar bir alan. Dubaivari bir durum. Kültür aktivite adası, çocuk oyun alanı, çayır çimen alanı, su sporları alanı.Alanı da alanı...Benim talebim şudur sayın sevgili Büyükşehir Belediyesi yöneticileri. Bu aktivite alanlarına gelin bir yenisini daha ekleyin. Çekirdek tarlaları ekin. Ekinler büyüsün çekirdek olsun. Bu çekirdekler yensin ve kabuklarından insanlar dağlar yaratsın ve bu dağlara tırmanıp turnuvalar düzenlensin. En iyi çekirdek soyucu en iyi çitleyici en iyi kabuk dağı tırmanıcısı seçilsin mesela. Gelenekselleşsin. He ne dersiniz ?

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

BU PAZARDAN BİRKAÇ GÜZEL ENSTANTANE VE DAHA NİCE GÜNEŞLİ GÜNLERE !







Ve güneş batmak üzere...

2.02.2013

ODA





Tüm " ben" leri bir çatı altında topluyorum uzun zamandır. Bir nevi sort ediyorum hayatımı. Hepsi benim klavyemden, benim kalemimden, benim deklanşörümden çıkma sizlere ve tek bir yerde her zaman;
" ODA "...Küçücük ama hafızası sonsuz bir " ODA" ' da.

Burada her şeyden herkesten var bir parça. Benim deli zamanlarım, durgunluğum, geçişlerim, acılarım, aşklarım ve nefretlerim. Ben tam anlamı ile bir eskiciyim. Atamadığım satamadığım hayallerim. Ama her zaman paylaşabildiğim. Saklamadığım gerçeklerim. İstedim ki bir çatı altında olsun...

http://handeakar.blogspot.com

26.01.2013

OHH BE


Ey hayatımı çöplüğe çeviren evrak-ı metruke !

Kurtuldum işte senden...Karelere, kerelere, moleküllere bölerken içim bir an olsun sızlamadı inan. Ne kadar boş sayfa biriktirmişim meğer. Hafifledim. Kafam rahatladı epey. Boşlukta uçuş uçuş bir kelebek gibiyim şimdi. Bir şeyler kıpırdıyor sanki içimde yine yeniden. Artık verdiğim sözleri tek tek yerine getirme dağınık fotoğrafları toparlama zamanı. Hepsi uygulanıyor birer birer. 

Kulak vermenin, güvenmenin, dinlemenin, farkındalığın ve bunları hayatında cümle içinde kullanmanın faydalarını görüyorum aslında. Kollarımı açarak arkama bakmadan boşluğa kendimi kuş misali salıvermenin hazzını yaşıyorum. Hani bir sepet vardı ve standarttı ? Olsun, ne yazar ?

Temize çekiyorum stop. 
Seni ve kendimi stop.